Text

Gereksiz insanların peşinde zaman kaybetmenin pişmanlığını, karşına yepyeni ve düzgün biri çıktığında yaşıyorsun.

Yeni heyecan.

Merhaba.

Text

Gecenin köründe, duymaktan en çok korktuğum laflar da götüme girdiğine göre yatayım ben. Hatta uyanmayabilirim de. İnsan şimdide geleceğini görünce yaşayamıyor zaten.

Text

Ben ne ara böyle bir insan oldum?

Text

Utanmadan az önce ölmekten korktum bir de.

Text

Yaptıklarımla rezil oldum. Küçüldüm, küçüldüm Alice gibi küçüldüm. Tek fark Alice, Harikalar Diyarında, ben değilim.

Gittim.

Text

Mutsuzluk sigara gibi. Yavaş yavaş öldürüyor. Ölüyorum. Hızlanmıyor.

Text

Merhaba.

Bir süredir Tumblr’a girmiyorum-ki ben neredeyse her gün buradaydım-. Artık bir daha kullanmayı da düşünmüyorum. Az önce blogumdaki eski yazılarıma baktım. Kendimi çok güzel ifade ettiğim yazılar olmuş. Bunları ben mi yazdım dediğim yazılar gördüm. Ne saçmalamışım dediğim yazılar gördüm. Replylar gördüm. Kapayamıyorum yani anlayacağız. Zaten tüm bunlardan size ne? Maksat arada ben okuyayım. Benim için.

Madem geldim, burada 1 yıl bulundum, son bir yazı yazayım dedim.

Artık burada da hiç mutlu değilim. İnsanlar tanıdım, hayatlara tanıdık oldum. Okudum, güldüm, baktım, tanıştım, konuştum…

Hoşçakalın.

Veda edip gitmiş olayım.

Belki bir gün başka yerlerde görüşürüz.

Ne diyorum yahu, zaten twitter, facebook bilmem ne adresim dolu.

Neyse.

Kendinize iyi bakın ya da bakmayın.

Siz bilirsiniz.

Tumblr yardımlaşması güzel ama. Sorduğum sorulara gelen cevaplarla, şarkı önerilerini özlerim bence.

Neyse.

Gittim ben.

Text

Güzel gitmişim. İzim kalmamış.

Text

Tam “Eeh yetti bu kadar. Kapayayım, gideyim artık blogu.” diyorum. Biri geliyor güzel bir şey söylüyor. “Eheh biraz daha kalsın.” diyorum.

Sonuç: 1 yıldır burdayım.

Audio
[Flash 9 is required to listen to audio.]

ortadunyasakini:

Muntazam cover’lar Vol. 1: Man Down.

Tags: *
Text

Belli bir süre, gergin ya da mutsuz olup içimden atamadığımda o dönemde kahkahalarla güleceğim bir şey olursa, önce kahkahalarla gülüyorum sonra kahkahalarım ağlamaya dönüşüyor hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyorum. Önceleri ailem ve arkadaşlarım endişeleniyorlardı ama artık baktılar endişelen endişelen nereye kadar. Bir yerden sonra endişelenmeyi bıraktık topluca tabi. He, yemi görenler hala şaşırıyor ama onlar da zamanla alışacak.

İyi yanından bakarsak, ben küçükken Türk filmlerindeki kadınların nasıl önce kahkahalarla gülerken, bir anda hıçkırarak ağladığını merak ederdim. Melebaa.

Bir de kahkaha yazmak çok zor. Ayrıca bu saçma konuyu niye bu kadar uzattım bilmiyorum. Olsun.

Text

Twitter’da atarlı, Tumblr’da mutsuz, Facebook’ta manyağım.

Mutfakta aşçı, sokakta hanımefendi… Neyse.

Audio
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Bu dünyada mutlu olamayanlar için, bu dünyayı terk edip başka bir dünyaya geçmenin çok güzel bir yolunu bulmuşlar; adına da “müzik dinlemek” demişler. Sesi sonuna kadar açmazsan yolun sonuna varamıyormuşsun.

Tags: *
Text

İzmir’e dönmek isteyişim ister memnuniyetsizlik olarak algılansın, ister dengesizlik olarak. Umrumda değil. Çünkü aslında bunun tek açıklaması var: 18 yaşındayım. Öğreniyorum. Ben de hiçbir şeyin böyle olmasını istemezdim. Belki de böyle olmasının tek sebebi, böyle olmamasını istememdi. Şimdi bu ister karamsarlık olarak algılansın, ister kötü şans çağırma olarak. Umrumda değil. Çünkü her durumda, bahtsız bedeviyi şaşkına çevirecek kadar şanssızım aslında. Mesela hiçbir şeyi direkt kolay yönünden yapabilen bir insan olamadım maalesef. Her seferinde önüme dolambaçlı yollar çıktı. Şikayet ettim, şansıma sövdüm ama mecburen yaptım.

İzmir’e dönmek istiyorum deyip duruyorum çünkü zaten kendi işlerimi halleden, kendi işlerimi en güzel halleden yine benim. İzmir’e dönmek istiyorum çünkü orada bir gün bile, burada olduğu gibi bu parayla nasıl idare ederim diye düşünmedim. Çünkü orada bursum benim bursum, harçlığım benim harçlığım, para benim param, gider benim giderim, idare benim idaremdi. İzmir’e dönmek istiyorum çünkü saatlere bağlı yaşamak istemiyorum. İzmir’e dönmek istiyorum çünkü orada “yaşamak” adına adımlar atmaya çalışıyorum. Bebek adımları. İzmir’e dönmek istiyorum çünkü artık benim hayatım orada. Bu misafirlik bana yeterli.

Özlemek çok yorucu ama. Sürekli bir yerlere tekrar tekrar alışmak çok yorucu.

İzmir’e gittim. Şikayet ettim. Çünkü hayatımın en büyük hayal kırıklıklarını yaşadım. Beklentilerim ve bazı insanlar tarafından. Her zamanki gibi uzun süre yakın arkadaşlıklar kuramadım. Kendimle çok yalnız kaldım ve hayatımın hiçbir döneminde kendi kendimi bu denli çok dinlemek iyi gelmedi bana. Çok üzüldüm. Çok şikayet ettim hatta belki yine edeceğim. Çünkü ben daha 18 yaşındayım.

İzmir’de iyiyim. İyiydim. Burada iyi miyim bilmiyorum ama kötü değilim. Ondan da emin değilim gerçi. İzmir’de mutlu değilim ama burada da değilim. Ben hiçbir yerde mutlu değilim. Olmayacağım da. Olamam da. Hayatım boyunca sadece iyi olacağım yerleri arayacağım.

Büyüyorum. 

Aslında umrumda değil dediğim her şey umrumda.

Bunları size anlatmıyorum aslında. Sadece kusmam lazım. Ne düşündüğünüz umrumda değil. Gerçekten değil.

Text

Tam anlamıyla umursamazlığa ulaştığım gün, yeniden doğuşum olacak.